Sivil İtaatsizlik

Tarih:

Yazar:

Okuma Süresi:

3 dakika

Henry David Thoreau ile anılan bir kavram sivil itaatsizlik. Kendisinin aynı isimli eserinden birkaç alıntıyla neden bu kavramın en çok Thoreau’ya yakıştığını anlayabiliriz.

Thoreau’nun bu kısa sayılabilecek denemesi, çeşitli siyasi görüşten insanlar tarafından yıllardır benimsenmiştir. Bunun en önde gelen sebeplerinden birisi, metnin samimi bir adamın hezeyanlarını anlatıyor olması.

Thoreau vergi ödemeyi reddettiği için hapse düşer. Hapiste geçirdiği tek gecede bu denemeyi kaleme alır. Akademik bir dil kullanmaz, samimidir ve yaşadığı dönemde etik bulmadığı konular üzerine fikir yürütmeye çalışır.

Denemesine “En iyi devlet en az yöneten devlettir” diyerek başlar ve bu kabulün yerine getirilmesiyle birlikte aslında “En iyi devlet hiç yönetmeyen devlettir” idealine ulaşır: İnsanoğlu hazır olduğunda bu noktaya varacaktır.

Ticaret ve iş dünyası kauçuk gibi olmasa, yasa koyucuların sürekli önlerine çıkardıkları engelleri aşamazlardı ve bu işleri yürütenler (bürokratlar) niyetlerine göre değil yaptıkları işlerin sonuçlarına göre yargılanacak olsalardı; tren yollarına zararlı maddeler koyan fesat kişilerle aynı kategoriye koyulup aynı şekilde cezalandırılmayı hak ederlerdi.¹

ABD’nin kuruluşundan gelen ve ona ruhunu veren halkın sorunlarını kendi kendine, sivil girişimcilerle çözme eğilimini yansıtan bu cümle aslında Thoreau’nun kafasındaki fikri özetler nitelikte ve aynı zamanda Amerikan muhafazakarlığının da temelini oluşturan “devlet sorunları çözmez, sorun yaratır” anlayışıyla sivil bir özgürlük fikrinin temelini oluşturuyor.

Çoğunluğun karar vermesi ve yönetimde söz sahibi olmasını hak ya da adalet kavramlarına değil, güce bağlıyor. Çoğunluğun güçlü olduğu için devlet yönetiminde söz sahibi olduğunu çünkü kriterin bu olduğunu söylüyor. Kurumların vicdanının olmadığını, vicdanlı insanların oluşturduğu kurumların vicdanlı hareket edeceğini belirtiyor.

… en iyi niyetliler bile kanunlara duydukları saygı yüzünden, her gün adaletsizliğe alet olurlar.

Thoreau vergi ödemeye karşıdır. Ancak her ne kadar kötü bir vatandaşolmak istese de iyi bir komşu olmak için elinden geleni yapmaktadır: Yol vergisini öder, mahallesindeki okulu destekler hatta gönüllü öğretmenlik bile yapmıştır. Ancak devlet ile arasında bir bağ kurmak istemez zira devlete verdiği vergilerin silah olup masum insanlara mı patlayacağı, yoksa verdiği koşulsuz desteğin köleliğin devamı için mi kullanılacağı hakkında söz sahibi olamaz.

Thoreau devlete hizmet edenler konusunda biraz sert bir düşünceye sahip. Onları akıllarını ve sağ duyularını kullanamayan, makineleşmiş; tahta taş ve toprak seviyesine düşmüş olarak görür. Devlet’e vicdanıyla hizmet eden ve çok küçük bir azınlığı oluşturan insanlar ise devlet tarafından genelde düşman muamelesi görürler.

Kötülüğü önlemek için devletin alacağı önlemlerin çok uzun zamanlar alacağından bahseder, ancak kendisinin o kadar zamanı yoktur.

Burada Thoreau’dan çıkıp güncel siyaset hakkında birkaç şey söylemek gerekir. Kitlelerin desteklediği baskıcı siyasi hareketlerin yönetimi altında yaşayan toplumlar için bu durumun sürdürülemez olduğu söylenir; Sovyetler Birliği’nin ömrü de 69 yıl sürmüştür. Siyaset bilimi için çok kısa olarak görülebilecek bu dönemleri yaşayan, mesela 1930 yılında doğmuş ve 2. Dünya Savaşından sağ çıkmış birisi için hayatının tarihte minik bir pencere olarak adlandırılması kabul edilir bir şey olmayacaktır.

İnsanları adaletsiz bir şekilde hapishanelere tıkan bir devletin hükmü altında yaşayan adil bir insanın bulunması gereken tek yer o hapishanelerden biridir.

Thoreau’ya göre devlet bir insanın algı, zekâ ve ahlakıyla karşı karşıya gelmektense bedensel gücüyle karşı karşıya gelmeyi tercih eder. Ve sivil itaatsizlik kavramı aslında burada şekillenir: Devlet daha üstün zekâ ya da onura sahip değildir, ancak fiziksel olarak daha güçlü olduğu şüphe götürmez bir gerçektir. Devletle mücadele onun güçlü olduğu zeminde değil, beceriksiz olduğu ve ahlaki olan kavramlar üzerinden olmalıdır.

Thoreau Sivil İtaatsizlik’te anlatmak istediği fikrini, belki de ütopyasını, kilise vergisi ödemediği için kendisiyle görüşmeye gelen memura verdiği imzalı belge ile ilan etmiştir:

İşbu beyanla bilin ki, ben, Henry Thoreau, kendi irademle katılmadığım hiçbir topluluğun üyesi olarak sayılmak istemiyorum.


  • Yazıda kullanılan devlet kavramı, herhangi bir devleti değil devlet kavramını eleştirmek için kullanmıştır.
  1. alıntılar zeplin düşünce etiketiyle 2015 yılının mayıs ayında basılan sivil itaatsizlik — yürümek isimli kitaptan alınmıştır.

İlk Yayın Tarihi: 27 Ocak 2017

.